Tercih listesi yapmak, çoğu öğrencinin sandığından daha teknik bir iş. Listeyi "en çok istediğimden en az istediğime" diye sıralamak doğru mantıktır; ama bu mantığı uygularken yapılan hatalar her yıl aynı.
Sistem senin için çalışıyor, panik yapma. Merkezi yerleştirme, listeni yukarıdan aşağı okur. Puanın ilk sıradaki bölüme yetiyorsa oraya yerleşirsin; yetmiyorsa bir alttakine bakar. Yani en üste "zor" bir tercih yazmak, alttaki tercihlerine zarar vermez. Gerçekten istediğin bölümü en üste yazmaktan çekinme.
Listeni üç bölgeye ayır. Üst kısma, sıralamanın biraz üzerinde ama ihtimal dahilinde olan tercihleri yaz. Orta kısma, geçmiş yılların verilerine göre rahatlıkla yerleşebileceğin tercihleri koy. Alt kısma da, yerleşeceğinden emin olduğun ve yerleşirsen üzülmeyeceğin tercihleri ekle. Bu son kısım güvenliktir; ama oraya "yerleşirsem okumam" diyeceğin bir bölümü yazma.
Puana değil, sıralamaya bak. Puanlar yıldan yıla değişir, çünkü sınavın zorluğu değişir. Başarı sıralaması ise çok daha kararlı bir ölçüttür. "Geçen yıl şu sıralamadan girmiş" bilgisi, "şu puanla girmiş" bilgisinden daha kullanışlıdır. Tek bir yıla değil, mümkünse son birkaç yılın eğilimine bak.
Geçmiş veri bir tahmindir, garanti değil. Taban puanlar ve sıralamalar; kontenjana, sınavın zorluğuna ve o yılki tercih eğilimlerine göre oynar. Kesin taban puan ve kontenjan bilgisi için ÖSYM'nin yayımladığı tercih kılavuzunu ve YÖK Atlas'ı esas al.
Boş satır bırakma. Listeyi doldurmak zorunda değilsin; ama yerleşmek istiyorsan hakkını kullan. Yerleşemeyen öğrencilerin önemli bir kısmı, listesini gereğinden kısa tuttuğu için yerleşemiyor.
Son güne bırakma. Sistem son gün yoğunlaşır; teknik bir aksilikte telafi şansın olmayabilir. Listeni erken oluştur, üzerinde düşün, gerekirse değiştir.
Tercih dönemi stresli bir dönem, bu normal. Ama bu, hayatının geri kalanını belirleyen tek karar değil. Yatay geçiş, çift anadal, yandal ve yüksek lisans gibi düzeltme imkânların yolun devamında var.



